- - %30.00
- - %30.00
Ürün Kodu : 9786256633780
Ihlamur AkademiDİL DEVRİMİNİN KAYIP SÖZCÜKLERİ Yazar: Himmet Büke - Nagihan Arıkçılı
|
Kitap Adı |
DİL DEVRİMİNİN KAYIP SÖZCÜKLERİ |
|
Yazar |
Himmet Büke - Nagihan Arıkçılı |
|
Editör |
Prof. Dr. Ayşe İlker |
|
Ebat |
16*24 |
|
Sayfa Sayısı |
616 |
|
Kapak Türü |
Karton Kapak |
|
Kağıt Türü |
Kitap kâğıdı |
|
Basım Tarihi |
2025 |
|
Baskı Sayısı |
1. Baskı |
|
Dil |
Türkçe |
|
Barkod |
9786256633780 |
10.01.2026 itibariyle kargoya verilir
Tarihin en kadim yaşayan dillerinden
biri ve en başta geleni olan Türkçe kendisine Türklerle birlikte bir kader
çizmiştir. Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Hindistan ve Rusya’ya kadar çok geniş
bir coğrafyada hakimiyet kuran Türk milleti ve devleti bir kültür taşıyıcısı
olarak dilini de bu hakimiyet sahalarına götürmüştür.
Bu geniş coğrafya Türkçenin hem
zenginleşmesini sağlamış hem de zaman zaman yabancı dillerin etki alanına
girmesine neden olmuştur. Çin, Hint, Fars, Arap ve Latin gibi güçlü medeniyet
alanlarında etkili olan Türkler çeşitli nedenlerle bu milletlerin dillerinde
etkilenmiş, onların etki alanına girmiştir. Batı’ya gerçekleşen göç harekete ve
fetih politikaları Türkçenin farklı dillerle karşılaşmasını sağlamıştır. Hem
Doğu hem de Batı dillerinin etki alanında bulunmuştur. Bunun yanısıra İslam
Medeniyet dairesine 10. yüzyıldan itibaren giren Türkler Arap ve Fars
kültürlerinin etkisinde kalmıştır.
Selçuklular döneminde Farsçanın kesin
egemenliği Osmanlılar döneminde de Arapçayla birlikte devam etmiştir. Özellikle
Divân Şiiri’nin etkisiyle edebiyatımızda Türkçe sözcüklerin kullanımı azalmış
bunun yerine Arapça ve Farsça sözcüklerin ve sözcük gruplarının kullanımı
artmıştır. Bunun yanında devletin bürokrasi dilinde de bu durumu görmek
mümkündür. Havas veya seçkin dili denilen bu dil halkın anlayabileceği bir
düzeyde olmayıp sadece ciddi eğitim almış kişilerin anlayabileceği bir dildi.
Cumhuriyetin ilanıyla her alanda bir
yenilik ve reform sürecine hızlı bir biçimde girilmiş, alfabenin 1928 yılında değiştirilmesi
devamında dilde sadeleşme ve Türkçeleşme politikasını getirmiştir. Türk Dili
Tetkik Cemiyeti’nin kuruluşuyla resmî bir organ tarafından dilin yabancı sözcük
ve yapılardan arındırılması için bir seferberlik başlamıştır. Dolayısıyla ‘ulus
devlet’in ‘ulus dili’ne sahip olabilmesi adına bir Türkçeleştirme hareketi
başlamış, bunun için millî kaynaklar esas alınmıştır.
Bu eser Dil Devrimi sürecinde basın
yayın organlarının bir devlet politikası olan dilde sadeleşme ve Türkçeleşme
hareketinde ne kadar etkin kullanıldığını göstermektedir. Gazete ve dergiler aracılığıyla Dil Devrimi
desteklenmiş ve genele yayılmaya çalışılmıştır. Türkçeleştirme çalışmalarında
hem Türkçenin geçmiş dönemlerinde yazılmış eserlerinden hem de halk ağzında
kullanılan sözcüklerden yararlanılmıştır. Bazen bu kaynaklardaki sözcükler
yabancı sözcük karşılığı olarak birebir kullanılmış bazen de yeni sözcükler
türetmede esas alınmıştır.
Bu çalışmada belirli basın-yayın
organları taranarak Dil Devrimi sürecinde yabancı sözcüklere bulunan veya
teklif edilen sözcüklerin bugüne ulaşamayanları ele alınmıştır. Bu sözcükler
çeşitli nedenlerle günümüze ulaşamamış özbeöz Türkçe sözcüklerdir. Bunların
neden dile yerleşmediği meselesi ise ayrı bir çalışma konusudur. Örneğin bugün
kullandığımız ‘danıştay, sayıştay, yargıtay’ gibi sözcükler dilde kabul görüp
kullanılıyorken yine bu dönemde ‘meclis’ karşılığı olarak önerilen ‘kamutay’
sözcüğü bugüne ulaşmamıştır. ‘nutuk’ için kullanılan ‘söylev’ dile oturmuşken
milletvekili için önerilen ‘saylav’ yerleşememiş ve unutulmuştur. Çalışmamızın
temel amacını bu tür sözcükler oluşturmakta bu dönemde ortaya çıkıp günümüze
gelememiş sözcükler ele alınmaktadır.
Döneminde ve sonrasında pek çok tartışmayı da beraberinde getiren Dil Devrimi, Atatürk’ün ifadesiyle ‘dilini yabancı diller boyunduruğundan kurtarma’nın en etkin yollarından biriydi. Her yapılan işte, izlenen politikada zaman zaman yanlışlar, yol kazaları olabildiği göz önüne alınarak bu süreçte de bazı hataların yapılmış olması mümkündür. Kazanımlara baktığımızda ise kazanımlarımız daha çoktur. Bugün kullandığımız pek çok sözcük bu dönemde ortaya konulan sözcüklerdir. Zengin bir yazı ve yazın geleneği olan Türkçenin işlerlik kazanması da buna bağlıdır. Kâşgarlı Mahmud’un, Ali Şîr Nevâî’nin, Âşık Paşa’nın, Yunus Emre’nin tuttuğu yol Türkçenin güzel yoludur. Bu eser de bu yolda emek verilmiş bir çalışma olup dilimizin zenginlerini görmemize vesile olacaktır.